İSTATİSTİKLER

19 kategori altında, toplam 114 haber bulunmaktadır.

Bu haberler toplam 214335 defa okunmuş ve 172 yorum yazılmıştır.



ZİYARETÇİLERİMİZ

Sitemizi şu ana kadar kişi ziyaret etmiştir.

KOÇ KATIMI

Kategori Kategori: KOÇ KATIMI | Yorumlar 0 Yorum | Okunma 1380 Okunma | 03 Mart 2009 12:24:35

Ayakta kalabilen, özelliklerini yitirmemiş geleneklerden biri de “KOÇ KATIMI” dır. Kasabalılar buna çok önem verirler. “Adet-i belde” diyorlar ve ekliyorlar “Adet-i belde kanundan müreccahdır” (adetler kanundan önce gelirler). Bu da geleneklere verilen kıymeti belirlemez mi?

Koç katımı Karaözü tarihinin önemli olayları arasında ayrı bir ağır, ayrı bir güzeldir. Bir olay hatırlatmak istenirken koç katımından şu kadar gün önceydi, koç katımı daha yapılmamıştı gibi zaman belirlemeye çalışılır.



Karaözü’ de Koç Katımı 
                                                                                   
     

       Ayakta kalabilen, özelliklerini yitirmemiş geleneklerden biri de “KOÇ KATIMI” dır. Kasabalılar buna çok önem verirler. “Adet-i belde” diyorlar ve ekliyorlar “Adet-i belde kanundan müreccahdır” (adetler kanundan önce gelirler). Bu da geleneklere  verilen kıymeti belirlemez  mi?

         Koç katımı Karaözü tarihinin önemli olayları arasında ayrı bir ağır, ayrı bir güzeldir. Bir olay hatırlatmak istenirken koç katımından şu kadar gün önceydi, koç katımı daha yapılmamıştı gibi zaman belirlemeye çalışılır.

         Bu merasim yapılmadan önce yoğun bir hazırlık safhasına girişilir. Belirli aşamalara gelindikten sonra merasim düzenlenir.

         Bu soruyu bir çok yaşlıya sordum. Bir kısmı adettir, atadan dededen  kalma, onlardan öyle gördük dediler. Bazıları da:

- İnsanlar için düğün merasimi ne ise koçlar için de bu odur.

- Peki öbür hayvanlar içinde, örneğin inekler için de bir özel gününüz var mı?

- Yok onlar dağınık olduklarından böyle bir gereksinme duymuyoruz.

- Ne demek dağınık? İneklerin de sürüleri var.

- Onu demek istemiyoruz. İnekler ayrı ayrı günlerde sığırdan kendileri alıyorlar.

         Böylece akli esaslara dayayıp geleneksel bir biçim vermeye çalışıyolar kendilerince. Oysa Anadolu halkı yakın zamana kadar tam yerleşik hayata geçmemiş sürüleriyle yaşıyordu. Yani bir tarihi geçmişe dayalı koyunlara karşı yakınlığı. Müşterek bir geçmişi var sürüleriyle bu insanların. Sonra ana ve dişi gibi doğurgan şeyleri kutsal bilmiş Anadolu halkı. En önemlisi de ekonomik yanının ağır basması.

-       Ekonomik yanı mı? Bu ne demek?

         Bu çok şey demek. Bu yoğurt, bu peynir, bu yün, bu süt demek. Bu katıksız kalmamak, bu öğünsüz olmamak demek. Bu sırtı peklik, bu karnı tokluk demek. Kısacası koyun ve koyun sürüleri köylünün her şeyi demek. Ceketi, çorabı, döşemesi, çuvalı ve de çuvalının ağzını bağlayan bir tutam ağız bağı demek. Onun için de türküler söylenmiş, şiirler yazılmış, besteler yapılmış. Buna fazla örnek vermemek koyunun fevkalade önemini azaltmaz.

         SONUÇ: Köylümüz vefakâr, saygın, hürmetli, ikramlı insanlar. Kendilerine bu kadar hizmeti esirgemeden veren bu sakin yaratıklara, zahmetlerini karşılıksız bırakmamak için özel bir gün ve merasim yapma erdemini göstermek istemelerinden bunca zahmeti ve külfeti göze almışlardır. Bu aynı zamanda bir bağ bozumu şenliği ya da Bereket Tanrısına yapılan bir ibadet biçiminde, dölün bereketli olmasını içerir.

         Bence bu bir anımsamadır da.

 

KOÇ KATIMI MERASİMİ NASIL YAPILIR?

         Merasim 10. ayın 10 ile 20 si arasına denk getirilir. Bunun bir özel nedeni vardır. Daha erken ve daha sonra da olabilir. Ancak hayvanın 150 günlük hamilelik devresi öyle ayarlanmalı ki yavrular doğduğu zaman aç ve sefil kalmamalı. Kısa bir süre sonra hemen ot bulabilmeli. Onun için de önü ilkbaharın yeşilliğine getirilmeli. Zaten bu düşünceden yola çıkılarak koçları gün dönümünde (21 Haziran) koyun sürülerinden ayırırlar ve ayrı bir çoban tutarlar. Bu çobana “koç çobanı”  denilir. Her koç sahibi çobana otlak parasını kendisi verir. Onun için de sürüdeki koyunlarına ayrı bir otlak parası (Çoban ücreti) aynı zamanda çoban ekmeği vermez. ( Çobanlar ekmeği koyun sahiplerinden temin ederler).

         Sürüde hizmetleri yürüten bir ya da birkaç  ağa olur. Burada koyunları olanlara mahalleli,  bu sürüye de mahalle (falan ağanın mahallesi) denilir. Koyunların adedine göre  mahalle bir ya da birçok olabilir.

         Ağa koç katımının ne zaman yapılacağını önceden kesin tarih vererek belirtir. Tüm mahallelinin o gün için hazır hale gelmelerini sağlamış olur. Koç katımından bir gün önce sürü ağa tarafından sağdırılır. Yoğurt yaptırır. Buna KOÇ YOĞURDU denilir. Aynı gün çabanı köye yollar. Koç ve tekesi olan evleri birer birer gezmesini, bunları kınalamasını (boyamasını) söyler. Tohumluk hayvanlar da böylece yarına hazır hale getirilir.

         Ağa koç yoğurdundan sonra kendi kesesinden bir davar keser ve kendine göre bir takım hazırlıklar da yapar.

          Koç katım günü tüm gençler bayramlık elbiselerini giyerler, kızlar donanır, koçlar, tekeler kınalanmış (kınası yakılmış anlamını da içerir mi bu bilmiyorlar) boyunlarına, boğazlarına, boynuzlarına mevsimlik elma, armut, alıç, ahlat dizilir. Ayrıca da hayvanların üzerlerine bir iki metre basma sarılır. Hali vakti yerinde olan her ev bir sini (sofra) donatır. Yörenin en güzel yemekleri o sini üzerine dizilir ve üzeri temiz bir örtü ile örtülür. Önde ev reisi arkada bağlı ya da bağsız koç, teke gene arkada siniyi tepesinde götüren genç bir kız ya da gelin yanında varsa evin delikanlısı, annesi toplu halde koçun katılacağı önceden belirlenmiş düzgün bir alana gidilir.

         Ağa bir etli pilav yaptırmıştır. İki delikanlı yakalar, büyük kazanın iki kulpundan bir sopa geçirir, pişen bu pilavı bunların eline verir. Yoğurtlar da alınır, koçun katıldığı yere (Köprübaşı, Kayanınbaşı, Ötegeçe) gidilir. Fakirler sini donatmazlar. Bir heybe alır içine soğan, patates, kuru fasulye, kaysı v.b. şeyleri doldurur yola koyulurlar. Ancak mahallede koyunu olsun olmasın herkes koç katımına davet edilir. Katım alanına her gelen selam verir, HAYIRLI OLSUN der. Bu arada çoban koça (bu teke de olabilir) yaklaşır üzerindeki şeyleri alır. HAYIRLI OLSUN deyip hayvanın ardına avuç içi ile vurur, koyunlardan tarafa sürer. Koç ve heybeyle getirilen şeyler çobana aittir.  Siniler de bir araya toplanır. Erkekler bir yerde, kadınlar bir yerde öbek (küme) olur. Gelen şeyler müştereken yenilir, ağa bu işi bizzat yürütür. Bazıları da önceden cebine aldığı rakısını sofraya kor. Zaten onların ayrı bir öbeği olur. Hemen hemen o mahallenin en seçkin kişileridirler. Bunlara ayrı servis yapılır. Servisi ağanın karısı ya da onun dengi kadınlar yapar. Delikanlılarda bu gibi hizmetlerde önemli yer alırlar.

         Yemekler yenilir, sohbetler edilir. Sonra herkes ayağa kalkar. Ağaya, çobana ve birbirine hayırlı ve uğurlu olsun der. Getirdiklerini toplar eve en yakın yerde yola koyulur. Bu koç katımı merasiminin birinci aşamasıdır. Buna dayalı olarak bir de YÜZ KÖMBE’ si vardır. Koç katımından yüz gün sonra yapılır. Bunun anlamı davaların kuzulamasına elli gün kaldı demektir. O gün çoban ev ev dolanır. Davarın yüzünün yettiğini haber verir. Herkes aynı gün yemek için iki sacın arasında KÖMBE yapar (içli kömbe değil. Çünkü yenmek için bölünürse dağılır). KÖMBE: iki sac arasında yapılan yağlı ekmek türüdür. Çoluk çocuk hep bir olunur, ağanın evine gidilir, KÖMBE’ ler bir yere yığılır. Ağa zaten bir davar kesmiş yemek yapmıştır. Hep birlikte oturulur yenilir. Daha sonra saz çalını, oynanılır, eğlenilir, buna yüz kömbesi denilir. O günün akşamına denk getirilerek yapılır bu eğlence. Son zamanlarda bu gelenek Karaözü’ de kaybolmuştur.

 

Araştırmacı Yazar Ahmet ÖZERDEM
 | Puan: 10 / 3 Oy | Yazdırılabilir SayfaYazdır

Yorumlar


Henüz Yorum Yazılmamış

Yorum Yazın



KalınİtalikAltçizgiliLink  
Simge Ekle

    

    

    

    




GOOGLE

 


Arama SAYFA İÇİ ARAMA


 

DUYURULAR

HABERLER